şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Mayıs 2010 Perşembe

MATEM


Bir kadın karalar bağladı
Matem günlerinin kutsal anısını
Mumların sıcaklığında yudumlayarak
Boşluğun kenarına tutundu.

Bir gölge düştü
Sonsuzluğun kanatlarını açarak
Derinlerde dondu kaldı.

Bir çığlık yükseldi
Bulutların yumuşaklığına yaslanarak
Uzaklara gözyaşı taşıdı.

Bir fidan boy verdi
Toprağın bağrından uzanarak
Güneşi bir solukta içti.

Bir bülbül öttü
Çığlığın saltanat sürdüğü yerleri
Bir anda fethetti.

Bir kadın karalar çözdü
Kaynaktan doldurduğu taslarıyla
Susuzluğunu bastırarak
Yaşamın ortasına atıldı.

14 Ocak 2010 Perşembe

KÜÇÜK ÇİÇEK


Bütün suçu
Yaşama nedeni bilememekti
Çünkü küçük çiçek
O zamana dek
Tanımamıştı
Ne bir arı ne bir kelebek

Bir gün
Arıyı gördü ilk kez
Sokuldu arı çapkıncasına
Kırk yıllık ahbapmış gibi
Geldi kondu çiçeğe
Kirli ayaklarıyla çiğnedi
Çiçeğin binbir zahmetle
Dokuduğu halısını
Bir de bunlar yetmezmiş gibi
Kanını emmeye başladı
Doğrusu
Dayanılır gibi değildi artık
Çiçek güçlü yapraklarını
Örttü birbiri üzerine
Yaşamın sarhoşluğunda
Boğuverdi arıyı
O günden sonra
Yaklaştırmadı kimseyi yanına

Günler birbiri üstüne düştü
Güneş kayboldu bulutların arkasında
Yağmur daha bir büktü belini çiçeğin
Karların beyazlığında uykuya dalarken
Suçunu bile bilmemekteydi
Küçük çiçek.


GÖZLERİN


Ay ışığında gözlerini gördüm
Çırılçıplaktı
Bakışların vardı duru beyaz
Uysal bir ırmak gibiydi gözlerin
Derinleri boştu bomboştu
Enginlere açılmak geçerdi içimden
Boğulmak korkusu yoktu dudaklarda
Sularla boğuşmak gelirdi aklıma
Sonra bakışların gelirdi
Buzlar çözülürdü yavaştan.

Gözlerinin derinlerinde seni gördüm
Enginlerde beyazlık bitmez gibiydi
Ya da bana öyle gelirdi
Bakışların sıcağın olurdu
Yaşamak olur beni sarardı
Bakışlarını tutardım
Ay ışığında gözlerin benim olurdu
Yolun yarısına gelirdik
Soluğun tükenirdi benimkini alırdın
Yolu bitirmek güç gelirdi dururduk
Zaman geçerdi gece geçerdi
Sonra hatırlardım
Duru beyaz bakışların vardı
Ay ışığında gözlerini gördüm
Çırılçıplaktı.

15 Aralık 2009 Salı

YAŞAMAK GÜZELDİR


Bugün için güzeldir yaşamak
Yarını bilmem
Benim için iyidir
Seni bilmem
Zamanın basamakları yeryüzü gibi
Bir bakarsın hemen düzlüğe çıkmışsın
Umutlanırsın
Sevincini dağıtırsın sağa sola
Bir bakarsın tepelere çıkmaktasın
Zaman geçmek bilmez yorulursun.

Ama umutlanmışız bir kere
Her şey o zaman başlar işte
O zaman yeni bir gündür bizim için
Yaşanıldığında bir önceki gibi eskiyecek
Ardından bir daha bir daha
Eskimiş günleri nereye koyacağımızı bilemeyiz
Kafamızdan çıkarır atarız bir bir
Ya unutmak istemediklerimiz
Kutsal mumun ateşi sönene dek biliriz.

15 Mayıs 2009 Cuma

AKŞAM



Öylesine çok seviyorum ki bu akşam
Belki çıldırırım bir saate kadar
Oysa sabahtan böyle değildim
İşim vardı gücüm vardı
Yemek üzerine kahve bile içmiştim
Ne kızmış ne gülmüştüm
Bakkala da uğramıştım akşam üzeri
Alışveriş değildi benimkisi
İş olsun güç olsun
Sonra bu merdivenler yoruyor beni
Üstelik tökezliyorum ikide bir
Tam yukarıya çıkmışken
Bir gülüşün takıldı ayaklarıma
Belki çıldırırım sabaha doğru
Çıldırır mıyım ne dersin
Bu akşam çok seviyorum
Sen ne dersen de
Bu akşamda ne var anlamıyorum.

3 Mayıs 2009 Pazar

GECE



Bırak seni seveyim bu gece
Sabaha güller açmış olacak
Varsın dolsun yüreğime acılar
Karanlık iliklerime işlesin
Yeter ki seni seveyim bir

Bırak seni seveyim bu gece
İş işten geçmesin sabah olmasın
Yoksa güller açacak
Sabah olacak belki de pırıl pırıl
Yaşamaya başlayacağız sen de ben de

25 Nisan 2009 Cumartesi

SEN ÜSTÜNE SENFONİ opus 124



Mahkumsak kapılar neye yarar
Ölmüşsek ne gerek var havaya
Neye yarar savaşmak
Neden artık mızraklar kan kussun
Ne ihtiyacımız var pencerelere
Eğer karalıksa dünyamız
Ben sana tutkunum bu yeter
Ne güllere gerek var
Ne ayaklarımızda prangalara

14 Nisan 2009 Salı

PAYLAŞILMIŞ SEVGİ



Paylaşılmış bir sevgiden
daha güzel
ne olabilir.

Ne varsa yeryüzünde
yarısı sana yarısı bana
tüm güzellikler tüm duygular
yarısını sana veriyorum
o zaman herşey daha güzel.

Gözlerimde gölgesi
tablolardaki tüm güzelliklerin
kulaklarımda müzik yine müzik
yarısını sana veriyorum
o zaman herşey daha güzel.

En güzeli yarısının
yarısının senin olması
gezginci gibi dolaştığım yolların
paylaşma zevkini sana veriyorum
o zaman herşey daha güzel.

Hiçbir şey
paylaşılmış bir sevgiden
daha güzel değildir.

Mutlu bir gül goncası
ellerimde doğan ve paylaşılan
kırmızısını senden almış
yeşilini ben sana veriyorum
böylesi herşeyden daha güzel.

Hangi ressam çizebilir
böyle bir goncagülün gizemini
kim besteleyebilir bu yeşille kırmızıyı
sevgilim benim
bu herşeyden daha güzel.

Dolduruyor yarımı
senin o doyulmaz yarın
bütünleşen yaşamlarımızda
bir sevgidir ki paylaşılmış
o zaman herşey daha güzel.

Hiçbir şey
benim seni sevmemden
daha güzel olamaz.

6 Nisan 2009 Pazartesi

NEFES NEFESE



Durgundun
Ve sessiz...
Oysa giderken
Neydi o telaş?
Nefes nefese...

Hıçkırıklarla
Ağlamıyorsam şayet...
Sanma beni sakın
Taş yürekli
Ve duygusuz...

Gözpınarlarımda
Gözyaşı yerine
Damla damla
Sen varsın şimdi
Ilık ve şeffaf...

28 Mart 2009 Cumartesi

KİMBİLİR KAÇ YIL



Rıhtım soğuk bu gece
Üzerime yağmurlar
Darmadağın gözlerim
Süzülür rıhtıma
Dalgaların sesleri
Taşlara vurur
Uzaklarda kalmış gözlerim
Kimbilir kaç yıl.

Islak rıhtım darmadağın
Uzaklardan bir fısıltı
Rüzgar gibi üzerime
Kaçacak yer kalmamış
Gökyüzü yok hava yok
Belki yaşamıyor yüreğim
Kimbilir kaç yıl.

Bütün gemiler gelmiş
Rüzgarlarla birlikte
Şimdi yağmur benimle
Oysa ben
Elele yürek yüreğe
Yağmurla gelen
Gemileri severim
Yaşamaz bir yürek elimde
Belki ölüyoruz yavaş yavaş
Kimbilir kaç yıl.

19 Mart 2009 Perşembe

SEN ÜSTÜNE SENFONİ opus 151



Yaşamak ve sevmek
Katlanmış birbiri üzerine
Bir akşamın alacakaranlığında
Duygular ve düşünceler
Düşmüş birbiri üzerine
Bir okyanusun serinliğinde
Seni duydum düşümde
Seni bir yalnızlığın orta yerinde
Elini tuttum yürüdük
Tuttuğum elin miydi bilemedim
Belki de yüreğin avuçlarımda
Bir okyanusun serinliğinde
Sevgi örtüldü üzerimize

19 Şubat 2009 Perşembe

YAŞAMAK ve SEN

Kaçınılmaz bir yaşamak demektir seni sevmek
Varlığının sesini duymak her adım başında
Bir kıvılcımdır içimizde yüzyıllardır kalmış
Her köşebaşında sen varsın nice zamandır dönülmüş
Başka bir zamanın hatırlamadığı zamandır yaşadığımız

Bir ellerin vardır senin öylesi eller
Öylesi bir boynun vardır değme ressamın çizemediği
En ustanın bile biçimlendiremediği bir yaşamak eder ikisi
Sonra gözlerin gelir senin
Ötelerde bir uzayı belirleyen
Gözlerin vardır senin
Bir de en bilinmezinden bakışların
Bitmek tükenmek bilmez bir bakıştır yaşamak sende
Bir penceredir yüzyıllara açılmış
Seyredilmesi bir hoştur gözlerin senin

Kaçınılmaz bir yaşamaktır seni sevmek
En bilinmedik duygulara açılmak demektir
Kaçınılmaz bir gecenin sonunda
Pırıl pırıl sabahlarda uyanmak
Ve sonra yaşamayı öpmek demektir seni sevmek

12 Şubat 2009 Perşembe

ELLERİN


Ellerin üzerine ne yazılmışsa doğrudur
Ya da yazılmamış imkansızlıklar

Bir başına yaşamak eder ellerin
Doyasıya yaşamak senden bir parça
Issız gecelerden kalma
Bir yakınlık taşır ellerin

Onlar ellerindir senin
Güzellikler üzerine çiçeklenmiş
Bunlar erdemlerin senin
Baştan sona sana eşitlenmiş

Senin ellerin derinlerdedir
Ulaşılmadık güzellikler çiçek açmış ellerinin üstüne
Bir uzaklık kafalarımızdan öteye
Bir yakınlık içimizde sımsıcak

Çiçekleri açtıran ellerindir senin
Ya da buzları eriten bir duygu
Yaratıcı özle yoğurulmuş
Baştan sona bir biçimdir ellerin

Bir çizgidir sevmek ellerinde
Ne bir doğru ne bir eğri
Bir zaman kuşağıdır şimdi
Üzerinde hayatlar sıralanmış

Ellerin üzerine ne yazılmışsa doğrudur
Ya da yazılmamış imkansızlıklar

10 Şubat 2009 Salı

HİCAZKAR



Çocukluğumun anıları
Sisler içinde sesler
Radyoda Hamiyet’in sesi
Hicazkarın en hüzünlüsü
Ve annemin gözyaşları
Damlar hicazkarın notalarına
Yüreğimin telleri titrer.

Uzaktan hırçın ve isterik
Onaltısında bir genç kız kahkahası
Anası yakar şamdanları
Sırtında ipekten şalı
Dudaklarında saraylı bir gelin edası
İsterik ve yalnız kahkahalar
Dolanır hicazkarın tellerine
İçimde bir şeyler kıpırdar.

Sisler içinde vapur düdükleri
Yanıbaşımda tren dumanları
Ah bir onaltısına vardım mı
Alır başımı giderim
Hicazkar falan istemem.

Ah çocukluğumun anıları
Titrer yüreğimin telleri.

EDİTÖR'ün MEKTUBU











YAVUZ BAŞARIR KİMDİR

1971 yılı A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi İşletme Bölümü mezunu olan Yavuz Başarır, bir sınai kuruluş holdingi olan Türkiye Çimento ve Toprak Sanayii T.A.Ş.’de 15 yıl Müfettiş ve Müşavir Müfettiş olarak görev yaptı.

Daha sonra 8 yıl, aynı Kuruluş’un Pazarlama Dairesi Başkanlığı görevini yürüttü. Bu sürede, Kuruluş’a bağlı ve o tarihte sayıları 28’e varan çimento, seramik ve refrakter fabrikalarının pazarlama ve satış faaliyetlerinin koordinasyonunda görev aldı ve yıllık ihracat hacmi 10 milyon dolara ulaşan bir pazarlama ağını yönetti. Avrupa, Uzakdoğu, Ortadoğu ve muhtelif Akdeniz ülkelerine ihracatlar gerçekleştirdi.

Kuruluş, bu süre içerisinde 1990 ve 1991 yıllarının ihracatta ilk on firması arasına girdi ve Ankara Ticaret Odası tarafından ödüllendirildi.

1990 yılında Türk çimentosunun İspanya pazarına girebilmesi için uluslararası kuruluşlardan alınan “Kalite Uygunluk Belgesi” çalışmalarını yürüttü.

1987 – 1990 yıllarında, Türkiye’de ilk kez uygulanan “Yüzer Terminale Çimento İkmali ve Satışı Projesi”nde Türk tarafının sorumluluğunu üstlendi.

1995 – 1997 yılları arasında da Bozüyük Seramik Sanayii Ticaret A.Ş.’nin Genel Müdür Yardımcılığı görevini yürüttü.

Yavuz Başarır, bu süre zarfında yukarıdaki görevleri ile birlikte ve birarada başka görevlerde de bulundu.

1987–1994 yılları arasında Türkiye Çimento Müstahsilleri Birliği Yönetim Kurulu Üyeliği yaptı. Bu görevi sırasında çeşitli kurul ve komitelerde yer aldı.

1992–1994 yılları arasında Avrupa Çimento Birliği “CEMBUREAU”nun üç ana komitesinden “Marketing Committee”deki Türk Delegasyonu’nda yer aldı.

1987 – 1989 yıllarında Omsan Uluslararası Nakliyecilik A.Ş.’de, 1989 – 1991 yıllarında da Adana Çimento Sanayii T.A.Ş.’de Yönetim Kurulu Üyeliği yaptı.

1989 yılında Orta Anadolu İhracatçılar Birliği’nin kuruluş çalışmalarında yer aldı ve 1995 yılına kadar Birlik Yönetim Kurulu Üyeliği’nde bulundu.Ayrıca, Birlik Çimento Sektörü İhtisas Komitesi Başkanlığı ve Mevzuat Komitesi Başkanlığı görevlerini de yürüttü.

1994 yılında, Ankara Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler Odası’nın üyesi olarak Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavir Belgesi aldı.

1997 yılında, Devlet hizmetinden emekliye ayrılarak kendi şirketi Market Danışmanlık Dış Ticaret Tanıtım Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’ni kurdu. Çeşitli ülkelere ihracat yaptı ve yabancı firmaların Türkiye temsilciliklerini üstlendi. Orta Anadolu İhracatçılar Birliği ile Konya ve Çorum’da KOBİ’lerin sahip ve üst kademe yöneticilerinin bilgilendirilmesi amacıyla eğitimler sundu. Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı’nın oluşturduğu Danışmanlar Havuzu’na da pazarlama ve kalite danışmanı olarak dahil oldu.

2001-204 yılları arasında, KARİD (Kargo İşletmecileri Derneği)’nin Ankara Temsilciliği görevini yürüttü.

2001 yılında InterCargo Yurtiçi ve Uluslararası Taşımacılık Ltd. Şti.’nde Kalite ve Yönetim Danışmanı olarak Kalite Güvence Sistemi’ni kurdu.

2005 yılında, aile tarihini yazmak üzere, sözlü tarih ve soyağacı çalışmalarına başladı. Üç yıllık çalışması sırasında, dönemin tarihine ışık tutmak amacıyla tarihi fotoğraflar topladı. 2008 yılında, çalışmalarını, ‘’Ailem Rumeli’den Anadolu’ya’’ ve ‘’Ailem Kim Kimdir’’ adlı iki ciltlik eserinde, tarihi fotoğrafları ise, ‘’Ailem Tarihi Fotoğraflar DVD’’sinde topladı.

Çeşitli dergi ve gazetelerde bir çok makalesi yayınlanan Yavuz Başarır, 2004 yılında faal iş hayatından ayrılmış olup, halen araştırmacı yazar olarak tarih alanındaki araştırmalarını sürdürmekte, çeşitli kongrelerde konferans vermekte ve sunum yapmaktadır.


Çok sayıda şiir ve hikayesi de bulunan yazarın son kitabı "Kavala'da Son Türk", Arkadaş Yayınevi Akılçelen Kitaplar tarafından basılmıştır.