opus etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
opus etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Haziran 2009 Çarşamba

ACIKLI BİR ÖYKÜ



Hani sen gelmişsin de durdurmuşsun zamanı
Tut ki ay doğarken saçlarını tarayan senmişsin
Son notaları zamanın kucağına düşürmüşsün
Kemancı almış başını gitmiş
Gitmiş ha
Tut ki sen de peşi sıra gitmişsin
Bir gemiye yüklemişsin umutları
Bavullar dolusu aşk unutmuşsun
Neredeyse bir öykü olacak seninkisi
Şöyle üç beş sayfalık kolay okunur
Hele anlatması bir hoş ki sorma gitsin
O kaçış sahneleri yok mu
Gülmekten kırılacak okuyanlar
Kimisi de düşünecek derin derin
Ne kaçması yahu hani gidiyordu bu
Sabırsızlananlar çıkacak içlerinden
Belki sana aptal diyenler de
Senden önce yakalamaya çalışacaklar kemancıyı
Bak bu güzel işte
Hazır kaptırmışlarken kendilerini biraz da ağlatmalı
Gemiyi kayalara bindirtmenin tam sırası
Dalgalar bir canavar gibi yutmalı umutları
Kemanın telleri kopmalı bu gürültü arasında
Ah demeli okuyanlar böylesine insafsızlık olur mu
Oysa öfkesiz bir yaşamak ne mümkün
Telleri kopmuş bir keman ne işe yarar
Fırlatıp atmalı onu geçmişe
Yola koyulmalı eskisinden daha özgür
Ama kemansız bir kemancıyı ne yapmalı
Bir hiçtir o boyutları sıfıra inmiş
Sense yola çıkmışsın bir kez
Gitmesi kolaydı başlangıçta
Oysa şimdi dönmek öylesine zor ki
Aynı yollardan gerisin geriye dönmek
Zamanı yeniden kurmak çok zor
Bilirsin işlemeyen zaman neye yarar.

3 Haziran 2009 Çarşamba

BAHÇEDE BİR ÇİÇEK



Bakışların ellerime değdi geçti dün gece
Bir sıcağından bir soğuğundan
Bir köprü bakışların ellerimden ellerine

Anıların belleğime vurdu geçti ansızın
Bir tatlısından bir acısından
Bambaşka bir yaşamak anıların
Senden bana uzantılar
Ve biz yaşamaya dalmışız
Aç ve susuz mutluluğa
Girilemez bir bahçede sevişmişiz
Sanki doğa bizimmiş bütünüyle
Buyruğumuza girmiş asi diye bellenenler
Bildiklerimizi unutmuşuz hepten
Bir senden bir benden başka
Bembeyaz güvercinler uçan yüreklerimize
Bütün nefretlerden arınmış
Öğretilmiş ve öğretilecek olan
Ne varsa sevdiklerimiz
Toplanmış da biz olmuş
Ve topraktan fışkırmış çiçeklerin en güzeli

Böylesi bir bahçede
Ben eğilmiş seni koklarken
Sen bana vurdun geçtin dün gece

15 Mayıs 2009 Cuma

AKŞAM



Öylesine çok seviyorum ki bu akşam
Belki çıldırırım bir saate kadar
Oysa sabahtan böyle değildim
İşim vardı gücüm vardı
Yemek üzerine kahve bile içmiştim
Ne kızmış ne gülmüştüm
Bakkala da uğramıştım akşam üzeri
Alışveriş değildi benimkisi
İş olsun güç olsun
Sonra bu merdivenler yoruyor beni
Üstelik tökezliyorum ikide bir
Tam yukarıya çıkmışken
Bir gülüşün takıldı ayaklarıma
Belki çıldırırım sabaha doğru
Çıldırır mıyım ne dersin
Bu akşam çok seviyorum
Sen ne dersen de
Bu akşamda ne var anlamıyorum.

3 Mayıs 2009 Pazar

GECE



Bırak seni seveyim bu gece
Sabaha güller açmış olacak
Varsın dolsun yüreğime acılar
Karanlık iliklerime işlesin
Yeter ki seni seveyim bir

Bırak seni seveyim bu gece
İş işten geçmesin sabah olmasın
Yoksa güller açacak
Sabah olacak belki de pırıl pırıl
Yaşamaya başlayacağız sen de ben de

19 Mart 2009 Perşembe

SEN ÜSTÜNE SENFONİ opus 151



Yaşamak ve sevmek
Katlanmış birbiri üzerine
Bir akşamın alacakaranlığında
Duygular ve düşünceler
Düşmüş birbiri üzerine
Bir okyanusun serinliğinde
Seni duydum düşümde
Seni bir yalnızlığın orta yerinde
Elini tuttum yürüdük
Tuttuğum elin miydi bilemedim
Belki de yüreğin avuçlarımda
Bir okyanusun serinliğinde
Sevgi örtüldü üzerimize

15 Mart 2009 Pazar

SEN ÜSTÜNE SENFONİ opus 141



Nasıl oluyor da sen bana gelince
yaşamak değişiyor beyaza doğru.
Nasıl oluyor da sen kollarını bana açınca
gece bitiyor birdenbire.
Sesizce örtü kalkıyor da
bakışların aydınlatıyor ortalığı.

Nasıl oluyor da gelinliğinden
beyazlar taşıyor sel gibi.
Nasıl oluyor da beyazlar içinde
dünya yaşamaya başlıyor yeniden.
Güllerin bahçesinde geziniyorsun da
tomurcuklar patlıyor güller açıyor.

Nasıl oluyor da
sen bütün güzelliklerle doluyken
gece bastırıyor birdenbire.
Nasıl oluyor da
güllerin kokusunu duyarken ben
kulaklarımdan siliniyor ayak seslerin.