DEĞERİNİN FARKINDA OLMAK
Üniversitede, iktisat hocası sınıfa girmiş. Kürsünün önüne ilerlememiş ve cebinden çıkardığı bir kağıt parayı öğrencilere göstermiş.
-Bu yeni bir 100 lira. Bunu size vereceğim. Kim istiyor?
Sınıftaki herkes elini kaldırmış. Hoca kağıt parayı avucunun içinde buruşturmuş, iyice ezmiş. Ezilmiş, buruşmuş parayı tekrar öğrencilere göstermiş.
-Şimdi kim istiyor?
Yine sınıftaki herkes elini kaldırmış. Bu sefer, hoca elindeki buruşmuş parayı yere atmış. Bir ayağı ile tekmelemiş, diğer ayağı ile üzerine basıp kirletmiş.
-Ya şimdi kim istiyor?
Yine herkes, parayı istediklerini belirtmek üzere elini kaldırmış. Hoca öğrencilerine demiş ki:
-Bu para yepyeni iken onu hepiniz istiyordunuz. Onu ezdim, kırıştırdım, buruşturdum, ama yine hepiniz omu istediniz. Sonra yere attım, tekmeledim, çamurlu ayakkabılarımla üstüne bastım, kirlettim, fakat hepiniz yine de onu istediniz. Çünkü o yepyeniyken de, ezilip burşturulduğunda da, yere atılıp kirletildiğinde, üzerine çamur bulaştırıldığında da 100 liraydı. Ezilip buruşturulması ya da üzerine çamur sürülmesi onun değerini düşürmedi.
Sonra, sözlerinin öğrenciler üzerindeki etkisini ölçmek için kısa bir süre susmuş ve tekrar devam etmiş:
-Siz de böylesiniz. Başkaları sizi kırabilir, incitici sözler söyleyebilir, hatta yere düşebilirsiniz, size çamur atılabilir, ama siz yine aynı sizsiniz. Değerinizin değişmediğini unutmayın. İncitici sözler sizi hedefinizden uzaklaştırmasın. Kendi değerinizin farkında olarak amacınıza yürümeye devam edin. Düşseniz bile, hemen kalkın ve tekrar kaldığınız yerden durmadan, duraksamadan devam edin. Siz değerinizin farkında olduğunuz müddetçe, diğerleri de farkında olacaktır.
Yukarıdaki küçük öyküyü hiç unutmam. Nerede ne zaman okuduğumu unuttum, ama içeriğini hiç unutmam. Değer verdiğim dostlarımla sohbet ederken, ne yapar eder anlatırım. Bugün de sizlerle paylaştım. Gelecek yazıya kadar hoşçakalın.
öykü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
öykü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
11 Ağustos 2009 Salı
17 Haziran 2009 Çarşamba
ACIKLI BİR ÖYKÜ
Hani sen gelmişsin de durdurmuşsun zamanı
Tut ki ay doğarken saçlarını tarayan senmişsin
Son notaları zamanın kucağına düşürmüşsün
Kemancı almış başını gitmiş
Gitmiş ha
Tut ki sen de peşi sıra gitmişsin
Bir gemiye yüklemişsin umutları
Bavullar dolusu aşk unutmuşsun
Neredeyse bir öykü olacak seninkisi
Şöyle üç beş sayfalık kolay okunur
Hele anlatması bir hoş ki sorma gitsin
O kaçış sahneleri yok mu
Gülmekten kırılacak okuyanlar
Kimisi de düşünecek derin derin
Ne kaçması yahu hani gidiyordu bu
Sabırsızlananlar çıkacak içlerinden
Belki sana aptal diyenler de
Senden önce yakalamaya çalışacaklar kemancıyı
Bak bu güzel işte
Hazır kaptırmışlarken kendilerini biraz da ağlatmalı
Gemiyi kayalara bindirtmenin tam sırası
Dalgalar bir canavar gibi yutmalı umutları
Kemanın telleri kopmalı bu gürültü arasında
Ah demeli okuyanlar böylesine insafsızlık olur mu
Oysa öfkesiz bir yaşamak ne mümkün
Telleri kopmuş bir keman ne işe yarar
Fırlatıp atmalı onu geçmişe
Yola koyulmalı eskisinden daha özgür
Ama kemansız bir kemancıyı ne yapmalı
Bir hiçtir o boyutları sıfıra inmiş
Sense yola çıkmışsın bir kez
Gitmesi kolaydı başlangıçta
Oysa şimdi dönmek öylesine zor ki
Aynı yollardan gerisin geriye dönmek
Zamanı yeniden kurmak çok zor
Bilirsin işlemeyen zaman neye yarar.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)