çiçek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çiçek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Ocak 2010 Perşembe

KÜÇÜK ÇİÇEK


Bütün suçu
Yaşama nedeni bilememekti
Çünkü küçük çiçek
O zamana dek
Tanımamıştı
Ne bir arı ne bir kelebek

Bir gün
Arıyı gördü ilk kez
Sokuldu arı çapkıncasına
Kırk yıllık ahbapmış gibi
Geldi kondu çiçeğe
Kirli ayaklarıyla çiğnedi
Çiçeğin binbir zahmetle
Dokuduğu halısını
Bir de bunlar yetmezmiş gibi
Kanını emmeye başladı
Doğrusu
Dayanılır gibi değildi artık
Çiçek güçlü yapraklarını
Örttü birbiri üzerine
Yaşamın sarhoşluğunda
Boğuverdi arıyı
O günden sonra
Yaklaştırmadı kimseyi yanına

Günler birbiri üstüne düştü
Güneş kayboldu bulutların arkasında
Yağmur daha bir büktü belini çiçeğin
Karların beyazlığında uykuya dalarken
Suçunu bile bilmemekteydi
Küçük çiçek.


11 Ağustos 2009 Salı

HERKES için MASALLAR

BEN NE İŞE YARARIM?

Geçmiş zamanlarda yoksul bir köyün fakir sucusu varmış. Omuzuna aldığı sopanın iki ucuna birer kova asar, nehirden köye su taşırmış. Getirdiği suyu ihtiyaç sahiplerine dağıtır, yeniden getirmek üzere ırmağın yolunu tutarmış.

Zamanla sucunun kovalarından birinin dibi delinmiş. Küçük iki delik yüzünden, ırmak başında ağzına kadar doldurduğu kova köye gelinceye kadar yarıya iniyormuş. Yoksul sucunun ne yeni bir kova alacak, ne de tamir ettirecek kadar parası olmadığından, köye her seferinde ancak birbuçuk kova su taşıyabiliyormuş.

Bu durum en çok dibi delik kovayı üzüyormuş. Bir gün dayanamamış sormuş, “Sahibim” demiş, “her seferinde ırmaktan bir kova su dolduruyorsun, diğer kova hepsini köye taşıyor, ama benim dibim delik olduğundan köye ancak yarısını getirebiliyorum. Bu yüzden her gün daha fazla sefer yapmak zorunda kalmana rağmen hiç şikayet etmiyorsun. İşine yaramadığım halde benden vazgeçmiyorsun. Bu beni çok utandırıyor.”

“Ben yoksul olduğum için yeni bir kova alamıyorum. Bu doğru. Sen ise, hiçbir işe yaramadığını düşünüyorsun. Bu ise doğru değil.” demiş sucu.

“Nasıl doğru değil...” diye üstelemiş kova. Sucu başını sallamış, “Yarın ırmağa giderken yolun kenarlarına dikkat et, cevabı orada bulacaksın.” demiş.

Ertesi gün köye döndüklerinde sucu sormuş: “Nasıl, cevabı bulabildin mi?”

Kova, “Hayır, yolun her iki tarafına da dikkat ettim, ama benim soruma cevap olacak birşey göremedim.” demiş.

Sucu gülümsemiş ve “Görmemene şaşırmadım. Eğer gerçekten dikkatli baksaydın, yolun bir tarafının yeşillikler içinde, bir çiçek tarhı gibi olduğunu, bunun ırmaktan köye kadar uzandığını, yolun diğer tarafının da sadece toprak olduğunu fark ederdin.”

“Evet, ama bu benim için neyi değiştirir ki?” diye ümitsizce cevaplamış kova.

“O yeşilliklerin, çiçeklerin, senin deliklerinden damlayan sularla yeşerdiğini, büyüdüğünü nasıl farketmezsin.” demiş sucu. “Senin bir noksanlık, yetersizlik olarak gördüğün şey, onların yaşama nedeni olabiliyor.”

Zaman zaman hepimiz, ben ne işe yararım diye düşünürüz. Bunun için önce çevremize, sonra da kendimize bakmamız ve yeteneklerimizin farkına varmamız yeterli.

3 Haziran 2009 Çarşamba

BAHÇEDE BİR ÇİÇEK



Bakışların ellerime değdi geçti dün gece
Bir sıcağından bir soğuğundan
Bir köprü bakışların ellerimden ellerine

Anıların belleğime vurdu geçti ansızın
Bir tatlısından bir acısından
Bambaşka bir yaşamak anıların
Senden bana uzantılar
Ve biz yaşamaya dalmışız
Aç ve susuz mutluluğa
Girilemez bir bahçede sevişmişiz
Sanki doğa bizimmiş bütünüyle
Buyruğumuza girmiş asi diye bellenenler
Bildiklerimizi unutmuşuz hepten
Bir senden bir benden başka
Bembeyaz güvercinler uçan yüreklerimize
Bütün nefretlerden arınmış
Öğretilmiş ve öğretilecek olan
Ne varsa sevdiklerimiz
Toplanmış da biz olmuş
Ve topraktan fışkırmış çiçeklerin en güzeli

Böylesi bir bahçede
Ben eğilmiş seni koklarken
Sen bana vurdun geçtin dün gece

12 Şubat 2009 Perşembe

ELLERİN


Ellerin üzerine ne yazılmışsa doğrudur
Ya da yazılmamış imkansızlıklar

Bir başına yaşamak eder ellerin
Doyasıya yaşamak senden bir parça
Issız gecelerden kalma
Bir yakınlık taşır ellerin

Onlar ellerindir senin
Güzellikler üzerine çiçeklenmiş
Bunlar erdemlerin senin
Baştan sona sana eşitlenmiş

Senin ellerin derinlerdedir
Ulaşılmadık güzellikler çiçek açmış ellerinin üstüne
Bir uzaklık kafalarımızdan öteye
Bir yakınlık içimizde sımsıcak

Çiçekleri açtıran ellerindir senin
Ya da buzları eriten bir duygu
Yaratıcı özle yoğurulmuş
Baştan sona bir biçimdir ellerin

Bir çizgidir sevmek ellerinde
Ne bir doğru ne bir eğri
Bir zaman kuşağıdır şimdi
Üzerinde hayatlar sıralanmış

Ellerin üzerine ne yazılmışsa doğrudur
Ya da yazılmamış imkansızlıklar